Köşe Yazıları

Yemen’den Yükselen İzzet ve Direnişin Sesi

11 September 2026 4 dk okuma
Yazı Boyutu:

Yemen’den Yükselen İzzet ve Direnişin Sesi

Yusuf Tazegün

 Yemen…

Adı anıldığında yüreklerin burkulduğu, ancak direnişi hatırlandığında omuzların dikleştiği mukaddes topraklar.

Bugün bu coğrafyada yazılan destan, mürekkeple değil, yokluğun orta yerinde filizlenen imanla, açlığa ve ölüme meydan okuyan bir onur duruşuyla yazılıyor. Dünyanın gözleri önünde karartılmaya çalışılan bir halk, küllerinden yeniden doğarak bütün bir insanlığa adamlık dersi veriyor.

Bu sarp dağların yankısı sadece Sana’da değil, direnişin ezber bozduğu her vicdanda duyulmaktadır.

Onların bu onurlu kıyamı, zulmün ne kadar kudretli görünürse görünsün, iman etmiş bir kalbin karşısında ne kadar aciz kaldığının en somut kanıtıdır.

Şehit Rehber İmam Hamanei’nin o vakur ve basiret dolu hitabında buyurduğu gibi:

"Yemen halkı, basireti, cesareti ve imanıyla tarihin akışını değiştirmekte, hakkın batıla karşı en net duruşunu sergilemektedir.

Ve bilinmelidir ki Lübnan direnişin sembolüdür, galip gelecektir; Yemen direnişin sembolüdür, galip gelecektir.”

Tıpkı Lübnan’ın tepelerinden hakikati haykıran, şehit seyyidimiz Nasrallah’ın o unutulmaz nidâsında yankılandığı gibi:

"Direniş ekseni, yeryüzünün neresinde olursa olsun mazlumun kalkanı, zalimin korkulu rüyasıdır; Yemen, bu eksenin en sarsılmaz kalesi, en onurlu neferidir."

Şehit Rehber ve Şehit Seyyidimizin o devrimci mirası, bugün Yemenli gençlerin gözlerindeki çelikten iradeyle yeniden dirilmektedir.

Bugün Yemen’de her kurşun sesinde, her ablukanın gölgesinde yükselen bu direniş destanı, sıradan bir coğrafi mücadelenin çok ötesindedir. Bu, yeryüzünü zulümden kurtaracak olan o nihai şafağın, alemlerin umudu Yusuf-u Zehra Mehdi-yi Fatıma’nın sancaktarlığına hazırlanan kutlu bir kervandır.

Bugün Yemen’in yalın ayaklı, fakat yürekli evlatları; adaletin kılıcını kuşanacak olan o beklenen kurtarıcının yoluna iman taşları döşemektedirler.

Bugün Yemen’i desteklemek, sadece uzak bir ülkedeki mazlumlara omuz vermek değildir; bu, insanın kendi vicdanına, kendi insanlık onuruna sahip çıkmasıdır.

Bugün direnişi sahiplenmek, firavunların karşısında Musa’nın asasını, yezitlerin karşısında Hüseyin’in duruşunu kuşanmaktır. Çünkü Yemen’in davası, insanlığın onur davasıdır.

Evet Şehit Seyyidimizin sahiplendiği gibi sahiplenmek ve 2018 tarihinde Yemen'deki gelişmeleri özellikle Batı Sahil direnişini değerlendirirken gözyaşları içinde söylediği o cümleleri yeniden özümsemektir:

"Ve ben, sizin Batı Sahil’deki o muazzam zaferlerinizi izlerken bir kez daha yineliyor ve içtenlikle diyorum ki:

Yâ leytenî kuntu me'akum / Keşke sizinle olsaydım; keşke aziz ve cesur komutanınızın sancağı altında savaşan neferlerinizden biri olsaydım.”

Yemen bugün bize bir kez daha hatırlatıyor: Velayet ehli olmak, direnişin izzetini taşımak ve Mehdi’yi beklemek; zulme alışmak değil, mazlumun yanında durup Hüseyin’in vakarıyla ‘Heyhât minne’z-zille!’ diyebilmektir.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar